ABDULLAH DOĞMUŞ

Abdullah Doğmuş

Ben Abdullah Doğmuş. 23 yaşındayım. Küçük yaşlarımdan beri oyunculuğa ilgim vardı. Oyunculuğa olan ilgim ilkokul birinci sınıfta sahnelediğimiz “Külkedisi” oyununda prensi oynamamla başlamıştı. Ardından lise tiyatrosunda çok sayıda oyun sahneleme fırsatı buldum. Hatta bu oyunlardan birini Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde oynama fırsatı buldum. Onca usta oyuncunun sahne aldığı, İstanbul'un en önemli sahnelerinden birine çıkıp oyunculuk performansı sergilemek benim için muhteşem bir deneyimdi. Oyunculuğun hemen hemen her tekniği hakkında ve bu tekniklerin kuramcıları hakkında bilgi sahibi oldum. Devamında edebiyatla ve sinemayla ilgilenmeye başladım. Bu dönemde izlediğim birkaç animasyon filmi sayesinde uzun süredir kafamı kurcalayan bir sorun çözüme ulaşmıştı. O dönem kafamı kurcalayan bu sorundan kısaca bahsetmek istiyorum. Sinemadaki sanatçı ve sanat eseri ilişkisi üzerine çok fazla düşünüyordum. Kamera ve oyuncular ile çekilen bir sinema filminin, yaratıcısını kısıtladığını düşünüyordum. Ama bu, animasyon filmler için geçerli değildi. Animasyon filmler, yaratıcısına sınırsız tasarı imkanı sunuyordu. Hayal edebildiğin her şeyi, tam da hayal edebildiğin şekilde üretebilme imkanı tanıyordu. Bu yüzden benim düşünceme göre sanatçı ve sanat eseri arasındaki bağ, animasyon tarafında çok daha güçlüydü. Başka bir deyişle, biri fotoğraf çekmek, diğeri ise resim yapmak gibiydi. Tüm bunların sonucunda animasyon eğitimi almaya karar verdim ve eğitim alabileceğim yerleri araştırmaya başladım. Bu sayede Anima Okul ile tanıştım. Burada 6 aylık “Karakter Animasyonu” eğitimine katıldım. İlk dersten itibaren animasyon eğitimi için doğru yerde olduğumu hissettim. Çünkü benim istediğim şey, yalnızca animasyonu yapacağım programı öğrenmek değildi -ki en ince ayrıntısına kadar öğrendik- asıl öğrenmek istediğim şey animasyonun temel mantığı, incelikleri, metotları yani özetle nasıl iyi animasyon yapılabildiğiydi. Bunun için doğru yerdeydim çünkü her şeyden önce eğitmenimiz çok yetenekli bir karakter animatörüydü, animasyonun tüm inceliklerine hakimdi ve iyi bir anlatıcıydı. Kendisi, verdiği revizyonlarla bana animasyon yapma konusunda farklı bakış açıları kazandırdı. Bu sayede 6 aylık yoğun eğitimin sonunda beklentimin çok ötesinde bir ilerleme kaydettiğimi gördüm. Şu an Anima Okul'da stajyer olarak çalışıyorum ve kendimi animasyon yapma konusunda geliştirmeye devam ediyorum. Eğitmenimiz Sezgin Öztürk'e ve tüm Anima Okul ailesine teşekkür ediyorum.