HABERLER

RÖPORTAJ: Lead Story Artist Dean Kelly

   Animasyon stüdyosundaki, bir hikaye departmanı; senaryo yazarlarının yazdıkları senaryo ve animasyon arasındaki bağı kurar. Fikirleri senaryodan alırlar ve animatörlere daha yaratıcı fikirler vermesi için filmin son halinin neye benzeyeceğini sahne sahne görselleştirirler.

   Bu yaz yaptığım Pixar ziyaretim sırasında, Disney-Pixar yapımı Coco’nun Hikaye Departmanının başı Dean Kelly ile bu zorlu ancak gerekli olan animasyon sürecinin gerçekleştirilmesi için ne gerektiği ve ekibiyle birlikte “Coco”yu nasıl hayata geçirdiği hakkında konuştum.

Mike Celestino: Bu proje için ilk geldiğinizde, ilham vermesi için benzer başka projeleri incelediniz mi?

Dean Kelly: Hayır, incelemedim. Yönetmen Lee Unkrich’e ilk gidişimde, bana fikrinden bahsetti. Hikaye Meksika’da geçecekti ve bende “Tamam, güzel. İşte müzisyen olmak isteyen 12 yaşındaki bir çocuğun hikayesi” demiştim. Bu fikir değişerek bu hale geldi ancak, ben her zaman “İşte birşeyler olmak isteyen ancak ailesi desteklemeyen bir çocuğun hikayesi” diyordum.
Yani evet, referanslara bakmaya başlıyorsunuz, böyle bir durum var ama bu benim şu yaklaşımımı değiştirmedi “Sen sadece hikayende dürüst olmak istiyorsun.  Hikaye ne? Dia de Los Muartos’taki bir tatilde gelişen hadiseler ama ne zaman ki hikayedeki sorunları çözmeye başlıyorsun, o zaman benzer imgelerin kullanıldığı hikayelere bakmak istemiyorsun. Onların, senin kendi hikayendeki problemleri çözme şeklini etkilemesini istemiyorsun. Çözümlerin içine doğmasını ve kendiliğinden çözülmesini istiyorsun.”

“Arabalar” (The Cars) yapımına bakabilirim ya da şu anda üzerinde çalıştığım “İnanılmaz Aile 2”(The Incredibles 2)’ye ama ben sadece “İşte benim filmdeki rolüm bu. Bu hikayeyi insanların bağlantı kurabileceği en iyi şekilde sinemaya aktarmak” şeklinde yaklaşmaya çalışıyorum. Ama bu sefer konu arabalar ya da süperkahramanlar değil. Gerçek insanlarla uğraşıyorsun. Meksika kültürünü anlamak için baktığım filmler oldu fakat hiç birşey beni bir hikaye anlatıcısı olarak net kararlar vermeye yönlendiremedi.

Mike Celestino: Lee Unkrich, her üç ayda bir yapılan sunumlardan sonra hikayenin nasıl geliştiğinden bahsetti, bu süreci detaylı şekilde inceleyebilir misiniz?

Dean Kelly: Her üç ayda bir hazırladığımız çalışmaları ortaya koyuyoruz, sonrasında toplantı yapıyor ve hikayedeki sorunlar üzerinde duruyoruz. Sonra burada elde ettiğimiz tüm notları detaylı şekilde inceliyoruz. Benim buradaki rolüm verilen kararı desteklemek, katılıyorumdur ya da katılmıyorumdur. Hikaye odasında küçük gruplar halinde notların bazılarına bakıp şöyle diyoruz “Buna bu şekilde yaklaşmak istiyor muyuz? Bununla uğraşmak istiyor muyuz?”

Ancak yine de biz notların yığılmasına izin verip, onları düzenledikten sonra Lee’nin “Burası, bizim bundan sonra ilerleyeceğimiz yer.” demesini bekliyoruz. Bu işi bitirmek için x kadar zamanımız var ve benim rolüm burada basitçe gelip Storyboard çizmek veya diğer hikaye sanatçılarına yardım etmek.
Çünkü genellikle bahsettiğim bu süreçte, yeni gelen insanlar oluyor, projeye yeni hikaye sanatçıları katılıyor. Benim buradaki rolüm de “Tamam. Bu notları aldık, aramıza yeni katılanlar var ve bu da şu an bulunduğumuz nokta. Bence harika iş çıkartabilirsiniz” demek ve süreç boyunca hikayede bulduğumuz büyük yapısal problemlere girişip, işleri delege etmek.

Benim rolüm vekaleten Lee’nin yerini doldurmak. Yönetmek, bana düşen görev bu ama çoğunlukla bu “İyi tamam, bu sahnenin çekilmesi gerektiğini biliyoruz.” şeklinde oluyor ve çekmekten kastım; biz herşeyi çiziyoruz tabi ama terminolojik olarak çekmek deniliyor. Lee “Bunu yapmanı istiyorum.” diyor. Yani işimin bir parçası, masamda oturmak ve Lee’nin benden, bana güvendiği için istediği storyboardları çizmek.
Fakat departmanın başında  olduğum için, diğer hikaye artistlerinin de yaptıkları işlerden emin olmam ve gidip “Her şey yolunda mı?” diye sormam gerekiyor. Sadece işleri organize şekilde paylaştırıp, devamlılığı sağlıyoruz. Çoğunlukla Lee geceleri eve giderken kendine şunu der “Tamam, Dean’in benim için görselleştirmesini istediğim bir sahne var.” yani bu benim öncelikli görevim. Çalışanları, çalışacakları alanlar için yönlendirmem gerekiyor ancak çoğunlukla ben sahneleri oluşturan ve hikayedeki problemleri çözen kişiyim.



Mike Celestino:
Hikaye Departmanının, Senaryo Yazarları ile olan ilişkisinden ve işbirliklerinin nasıl yürütüldüğünden bahsedebilir misiniz?

Dean Kelly: Adrian Molina yazar olmanın kontrolünü eline aldığında bir adım öne geçti. Hikayenin ilerlemediği bir noktadaydık. “Daha iyi olmalı.” diyorduk. Sonra Adrian “Hikayenin yeni versiyonu için şöyle bir fikrim var.” dedi. 

Hikayenin anahatlarıyla geldi, Lee ve yapımcı Darla K. Anderson’ın aklına girdi ve onlar da “Evet, bu harika bir fikir” der oldular. Adrian’a güveniyorlardı çünkü o da bir hikaye artistiydi. Burada büyümüştü ve bir önceki projede de birlikte çalışmışlardı. Yani Adrian hikayenin işleyişini biliyordu. Genellikle yazarları dışarıdan dahil ettiğimizde, insanları da Pixar dışından seçeriz, onlar nasıl senaryo yazılacağını bilirler. Ama bizim sürecimiz çok uzun olduğundan bunu yapabilmek için sabretmeye ihtiyaç vardır. Adrian bunu zaten biliyordu, çünkü bizim bütün bu “bunun üzerine çalışalım, bunu iptal edelim” gibi süreçteki tavırlarımıza alışkındı.

Yani bu işbirliği, eğer Adrian ile halletmem gereken birşey olsaydı direk kendisine gidebileceğimden, kendi mekanında onu görebileceğimden ötürü harika olurdu. Adrian’a gidip “Adamım, şu sahne için yazdığın sayfaları gördüm. Ben de bu sahneye başlayacağım, seninle birlikte yürütebilir miyim?” diyebilirsiniz. Direk kaynağa gidip, aradaki kanallarla uğraşmamak … “Her şey yolunda mı? Haddimi mi aşıyorum?”.

Bu yüzden Adrian’la olan ilişki gayet akıcı. Özellikle animasyon süreci uzun olduğu için, Adrian’ın ihtiyaç olan bir aracı haline geldiğini hissediyorum. Biz hikayede tekrar tekrar çalışmaya devam ediyoruz. Tekrar çizmek gerekiyor, yazmak gerekiyor, çizmek gerekiyor, yazmak gerekiyor. Notlar alıyorsunuz ve bir noktada birisi çıkıp “Amca” (uncle) diyor, yani bu “Benim işim bitti” (I’m done) gibi bir anlama gelir.
Yazar ya da hikaye artisti, ikisinden biri “Kaçmam lazım.” (I need to bounce) diyorsa bu yazarlar için “Yoruldum.” (I’m tired) demektir. Uzun bir süreç ama bir kere başlayınca, benim Adrian’la olan ilişkim gayet akıcı olmuştu. Ona gidip gelip, “Bununla yapacağım şey bu, ne düşünüyorsun?” diyordum, o da “Kulağa harika geliyor, evet, yapalım” diyordu. Yani Lee için ortaya attığım bir fikir ya da kağıt üzerinde gördüğü sahne dizileri sürpriz olmuyordu ama ben bu şekilde ilk defa çalışıyordum.

Mike Celestino: Son olarak, geliştirdiğiniz ve uyguladığınız bu fikirler hakkında ne diyebilirsiniz, filmin bittiğine nasıl karar veriyorsunuz?

Dean Kelly: Dört yıl oldu, yani diyebilirim ki filmdekilerden çok daha fazla çıkartılmış fikir ve sahne yığını var. En azından tecrübelerime dayanarak; senaryo halinde aldığım her üç sahneden bir tanesinin film haline getirildiği söyleyebilirim. Bu her zaman şu şekilde oluyor “Bu sahne baya iyi hissettiriyor ama yeterince ikna edici ya da iyi değil. Bunu hikayeden çıkartalım.”
Bu işe yaramaz sayfalardan beklediğiniz şeylerden biridir. Bir senaryo kurşun geçirmez değildir ama işe yaraması için denemek istersiniz. Bazen yarar, bazense yaramaz. Tek başınayken işe yarayan çok şey vardır ama bir araya gelince bir işin bir parçası olarak yaramıyorlar. Tecrübelerime göre, diyebilirim ki; filmdeki her sahne için muhtemelen kesilmiş/çıkartılmış üç ya da dört sahne vardır.

Sadece devam etmelisiniz, “Pekala. Evet, ben bu iş için elimden gelenin en iyisini yaptım.” diyebilmelisiniz.

Orjinal Metin: http://www.insidethemagic.net/2017/11/interview-disney-pixar-story-artist-dean-kelly-coco-went-script-screen/

 

haberlere dön